Balık Burcu

31 07 2007

burc121.gifBalık Burcu (Pisces)
              19 Şubat – 20 Mart

NOT:BENDE BALIK BURCUYUM.DOĞUM TARİHİM 13 MART ::))))

Bir Aslan veya bir Akrep astrolojik olarak kolayca analiz edilebilir, ama Balığı anlamak o kadar kolay değildir. Bu burç çift kişiliklidir. Balık insanlarının tek dünyası, içinde yaşadığımız ve hayaller dünyasın dan tamamen ayrı olan gerçeklik değildir. Onlar için hayal ve gerçek arasında sınır yoktur. Hepimiz bazen rüyalarımızı yorumlarız. Örneğin, kuru bir musluğun dağdan akan deli bir ırmağa dönüşmesi gibi. Ve ya uyandıktan sonra gördüğümüzün rüya mı, yoksa gerçek mi olduğunu bilemeyiz. Balık insanları için bu durum çok normaldir. Onlar gerçek hayatla, gerçeği daha anlamlı yansıtıyormuş gibi görünen renkli fantezi dünyası arasında yaşarlar ve hangisinin daha gerçek olduğundan emin olamazlar.

Balık insanlarının şizofreniye yatkınlığı astrolojik açıdan kolayca açıklanabilir. Ba1ık, Zodyak’ ın son burcudur. Orada madde ve ruh karşılaşır ve sırayla insanı etkileri altına alırlar. Bu, güneş sisteminin sondan bir önceki gezegeni ve Balığın doğumunda etkili olan Neptün’ün özelliğidir. O, genelde kavranması ve mantıklı olarak açıklanması zor şeylere; hayallere yatkındır. Yüzyılımıza kadar Neptün, güneş sisteminin son gezegeni olarak kabul ediliyordu. Bu yüzden astrolojide onun, insanlar üzerinde “dünya dışı” etkiler bıraktığı düşünülmektedir. Bunlar çok karmaşık gibi geliyor, ama bu durumun somut etkilerini Balık burcunda doğan insanlar üzerinde analiz edersek daha anlaşılır olabilir.

Başta kısaca sözü edildiği gibi, Balıklar sosyal yaşamda çok karma şık bir insan görüntüsü verirler, çünkü insan onların ne zaman ne yapacağını bilemez. Bir yandan iyi, anlayışlı ve yardımsever, diğer yandan çok kararsız, tutarsız, melankolik ve kırılgandırlar. Bir konuda çok ateşli davranabilirler, ama çok korkak ve çekingen de olabilirler. Kendilerin den şüpheye düşüp gerçek dünyaya aykırı hareket edebilirler.

Balık insanları hakkında kesin olan tek şey, değişkenlikleridir. Kendilerini hep bir maskenin arkasına gizleyip toplumun hoşuna giden her role girerler. Ama insanlara hayallerini anlatmaya başladıklarında, kısa bir süre için maskelerini çıkarmışlar demektir. Bu maskenin altında birbirine karşıt kişilik özelliklerini saklamaya çalışan bir insan vardır.

Balık burcunda doğan insanlar, inatla hayatın anlamını ararlar. Bunun sonucunda da şu evrensel soruyla karşılaşırlar: Hayat, sonuçta meyvelerini yiyemeyeceğimiz bütün bu kavgalara değer mi? Karakterinin belirginleşmesinden sonra bu fikir, hayata kayıtsızlıkla yaklaşmasına neden olabilir, çünkü kaybedecek bir şeyleri yoktur. Hayatlarını amaçsızca sürdürürler, yetenekli oldukları konularda bile beceriksizce davranırlar. İçlerine kapanır başarısızlıklarından dolayı acı çekerler.

Biraz da olgun, gelişmiş Balık in sanlarını inceleyelim. Böyle insanlar sabırlı ve kararlılıklarıdır. Thmin edebileceğiniz gibi büyük atılımlar yapamazlar, ama tamamen de batmazlar. Bu tip Balık insanları, gerektiğinden bir nebze bile fazla gayret göstermezler. Bir işe zihinsel ve ya bedensel olarak aşırı konsantre olmak onlara gereksiz gelir. Ama yine de başarılı olabilirler. Siz, gene de onlardan pek parlak bir kariyer beklemeyin.

Balık insanlarının her konuda bir fikirleri vardır. Konuşkandırlar, anlattıkları hikâyelerle diğer insanları hemen çevrelerine toplarlar. Kendilerini kimsenin dinlemediğini hissederlerse, rüyalara dalarlar. Ama Balık insanları lotoda sekiz tutturmayı hayâl etmezler. Bu onlar için çok bayağıdır ve Neptün’ün onlara kazandırdığı alışılmamış yaratıcı yeteneklerine uygun değildir. Rüya ülkesinin kapıları onlara hep açıktır. Bu hayaller öylesine canlıdır ki onları gerçekleştirme isteği duymazlar. Çünkü bir amaca ulaşmak için gerekli savaşçı ruhları yoktur. Bunun dışında günlük işlerin rutinliğinden nefret ederler. Mutlu olabilmek için, gelecekte olmasını umut edebilecekleri yeni bir şeye ihtiyaçları vardır.

Balık insanları fikirleriyle başkalarını heyecanlandırabilmek için çok çaba harcarlar. Onlar için önemli olan tek şey, yaratıcılıklarını mesleki açıdan kullanmaktır, örneğin bir reklam ajansında. O zaman devamlı emir almaktan şikâyet etmeyen yardımcıları varsa mesleklerinde yükselebilirler. Sıradan bir Balık tipi, pek azimli değildir. Sadece nehirde kalabilmeye çalışır, bir parça sürüklenir, sonra büyük çabalarla akıntıya karşı yüzer. Böyle Balıklar gerçekten acınacak tiplerdir. Kendi başlarına hareket edemezler, birer kukla gibidirler. Gerçi büyük planları vardır, devamlı mükemmellikten bahsederler, ana amaçlarına ulaşmak için hiçbir gayret göstermezler. Sırtlarını, kendilerinin yapamadıklarını başarmasını istedikleri bir eşe dayarlar. Akrep burcunun tersine, Balık kendi hatalarını ve zayıf noktalarını bilir. Bu önemli kavrama yeteneği, hayatta hiçbir şey başaramamış Balıklar da ne yazık ki kendine acıma ve nefret duygularına dönüşebilir. Böyle bireylerin sevme yeteneği körelmiştir. Kendinden nefret eden kimse başkalarını da sevemez.

Balık insanları, gerçek dünyadan kaçmanın bin bir yolunu bulurlar. Bazıları uyuşturucu ve alkol bağımlısı olur. Ancak bunun yalnızca kısa bir zaman için korkularını püskürttüğünü, ardından daha kötü bir kendine gelme duygusuyla dünyaya döndüklerini ve uzun vadeli sağlık problemleriyle yüz yüze olduklarını bilirler. Kimi Balıklar da tarikatlara üye olurlar. Ve bunlardan belki de asla kurtulamazlar.

En mutlu Balıklar sanatçı olanlardır. Konuşkanlıkları sayesinde sık sık onları koruyacak hamiler bulur. O zaman rutin ekmek kavgasından kurtulup yaratıcı yeteneklerini geliştirirler.
KAYNAK:http://www.burclar.gen.tr





Kova Burcu

31 07 2007

burc11.gifKova Burcu (Aquarius)
                21 Ocak – 18 Şubat

Kova, değişim ve devrimlerin gezegeni Uranüs’ün etkisi altındadır. Bu durum Kovaların arkadaş canlısı, uyumlu, ama ne yapacağı belli olmayan insanlar olarak tanınmalarına sebep olur. Değişik açılardan bakılırsa Kovanın zıtlıklarla dolu bir kişiliği vardır. Onun sıradan insanlar gibi tepki vermesini beklemeyin. Ayrıca değişimi, yenilik ve macerayı sever. Kovanın dengeli bir kişiliği olmasına rağmen, burcunun değişik etkileriyle dengesi çabuk bozulur. Aşırılığa kaçan davranışlara eğilimlidir. Dünyanın mevcut durumu onun hoşuna gitmiyorsa, onu değiştirip kendi ideallerine uydurmak zorundadır. Dünyada iz bırakmayı başarabilmiş dâhi Kovalar vardır. Örnek olarak köleliği kaldıran Abraham Lin coln gösterilebilir. Kovanın ideali baskıya karşı savaşmaktır. İnsanlara daha hoş bir dünyanın kapılarını açan, yeni besteler yapmış olan Wolfgang Amadeus Mozart, bunlardan biridir.

Bazı Kovalar enerjilerini uzay yolculuğu veya zaman içinde yolculuğu olası kılmak için harcamışlardır. Örnek olarak Jules Verne ya da H.G. Wells gibi ünlü bilimkurgu yazarlarını verebiliriz. Atlantik’i geçen ilk kişi Charles Lindbergh de Kova burcundandır. Hava grubundan olan bütün burçlar gibi Kova da abartılı duygulardan korkar. Aklın yardımıyla kon trol edilemeyen durumlardan mümkün olduğunca kaçmaya çalışır. Kendi zekâsı, Kova için tehlike anların da hiç düşünmeden kullanılacak bir çıkış kapısıdır.

Temelde iyi, anlayışlı, yardımsever ve hoşgörülü olan Kova, taraf tutmaktan kaçınır. Bu yüzden sık sık gevşeklikle suçlanır. Kova bir şeyi görmek istemezse, görmez…

Kovanın insanlığın nasıl olması gerektiği konusunda muazzam fikirleri vardır. İdealleri gerçekten çok büyüktür. Ütopyalar ve serseri fikirlerle ilgilenmeye eğilimlidir. Bir firmanın mali işler sorumlusu veya bir işin finans görevlisi olmak isteyen Kovalardan sakının. Ya bir dâhi ya da bir deliyle karşı karşıyasınız. Her koşulda dikkatli olmalı ve bir karar vermeden önce daha iyi bilgiler edinmelisiniz.

Kova için maddi değerlerin hiçbir anlamı yoktur. En büyük zayıflığı, savunduğu ideallerini kendisinde uygulayamamasıdır. İnsanlığı kurtarma isteğinde çok ciddidir, ama bu büyük işle ilgili günlük görevlerini bile unutur.

Bunun için Kova, sosyal duyarlılığına rağmen egoisttir. Ama bireysel değil, kollektif değerler için savaşır. Bu noktada diğer insanlardan tamamen ayrılır.

Eğer ideallerinî gerçekleştirmeyi başaramazsa, içine kapanır. Duvarları egoizmden oluşan bir kale kurar. Kendini hoş olmayan sürprizler den korumak için bu metodu kullanır. Birçok Kovanın kelime hazinesinde içtenlikle söylenen bir “sen” eksiktir. Kova burcunda doğanlar, dostluğun egemen olduğu bir dünya özle mi içindedirler. Aşkın arkasında büyük tehlikeler olduğuna inanırlar: Kırık kalpler, öldürülmüş rakipler gibi. Böyle bir aşk, bir dramla biter ve bu Kovayı korkutur.

Aşksız bir dünyada daha az kar maşanın olacağını düşünen Kovaların sayısı az değildir. Birçokları mantık ile duyguları arasında gidip gelirler.

Bir Kovanın, hayatında aşka çok yer ayırması nadir görülür. Aşk, bu burç için esas ideallerinden sonra gelir. Özgürlük kavgası, mesleki görevler; bunların hepsi onlar için aşktan önce gelir. Kova, Eros’a nadiren kurban olur. Kurban edildikten sonra, tekrar ezilenlerin haklarının ve büyük ideallerinin hayalini kurabileceği kendi dünyasına çekilir. Kova, günlük sorunları aşabilme ihtiyacı içindedir. Başka insanlarla ilişki kurarken kendini sevilmeye değer, hoşgörülü, biraz serseri gösterir. Eşinin özgürlüğüne saygı duyar. Kıskançlığını dizginleyebildiği sürece bu böyle sürer.

Dostları bu davranışını aldırmazlık olarak görürler, ama aslında öyle değildir. Kova, duygularını açığa vurması söz konusu olduğunda çok çekingendir. Ayrılık acısını gözyaşlarıyla belli etmesi ondan beklenemez.

KAYNAK:http://www.burclar.gen.tr





Oğlak Burcu

31 07 2007

burc10.gifOğlak Burcu (Capricorn)
                22 Aralık – 20 Ocak

Oğlağın hayatı iki devreye ayrılır: 30 yaşından öncesi ve sonrası. Bu yaş, doğumunda etkili olan Satürn’ün devir zamanıdır. Bu gezegen güneş etrafındaki turunu tamamlamak için 29 yıl ve 167 güne ihtiyaç duyar.

İlk 30 yılda Oğlak kendini bir arayış içinde bulur. Burcuna adını veren oğlağın emin adımlarla dik duvara tırmanışından, bu dönemde eser yoktur. Kendinden memnun değildir. Bir erkek keçi kadar tehlikelidir.

30 yaşından sonra Oğlak, gençliğinde kendisine çok pahalıya mal olan deneyimleri yerli yerine otur tur. Yani o, tam anlamıyla “sonradan açılan” biridir. Karşı cinsle ilişkiyi genelde “gerçek bir gecikme” ile keşfeder ve mesleki başarıları diğer burçlardan daha geç ortaya çıkar. Denilebilir ki hayatı ciddi bir mesele olarak görmesi onu başarı merdiveninin zirvesine çıkarabilir.

Dışarıdan bakınca kendinden emin, güçlü, sarsılmaz ve mesafeli görünür, ama içinde özen, sevgi ve ilgiye özlem duyar.

Hastalık derecesinde hassastır ve kendini sükunetle dış dünyadan soyutlar. Duygularını göstermek, bu burçta doğanlar için doktorluk mesleğinin zorluklarıyla kıyaslanabilecek bir meseledir.

Oğlak, titizliğiyle tanınır, her şeyi çok fazla ciddiye alır. Sözlerini vaktinde yerine getiren ve yapılmış anlaşmalarda güvenilebilecek biridir. Yalan, ikiyüzlülük ve riyakârlık onun için şeytan işidir. İdealleri gerçeklik, değerler, doğallıktır. Yüzeysellikten ve yapay olan her şeyden nefret eder.

Çoğu insan titiz ve zorlu Oğlağı sıkıcı bulur. O da bunu bilir ve bundan acı duyar. Korkunç bir mizah gücüyle tepki verir, kendi zayıflıklarını teşhir etmekten çekinmez. Kimse de ona karşı çıkamaz ve birlikte olduğu insanların zayıflıklarını yakıcı bir alayla eleştirir. Bu yüzden sürekli tepki alır.

Diğer burçların yanında Oğlağı iki özellik iyi tanımlar; sabır ve mantıksızlığa karşı hassasiyet. İkisi birlikte Oğlağın olayları ve insanları hayret edilecek kadar açık bir görüşle anlamasına yardım eder. Buna rağmen pek şanslı değildir. Kendini, kendi kurduğu hapishaneden serbest bırakmayı ne kadar isterdi… Yine de bunu nadiren yapabilir. Oğlağın iyilik perisi, zamandır. Tüm muhaliflerini bertaraf etmeye yardım eder. Oğlak burcunda doğanlar zamanı çok iyi kullanır. Bir hamlenin nasıl planlanacağını iyi bilir, bunu meslekte, toplumda ve aşk ta kanıtlar. Oğlağın parolası azimdir. Temel sözü ise “Ben organize ediyorum.”

Oğlak yaptığı şeyi titizce yapar. Kararları daima aşırıdır, hiçbir ayrım yoktur. Oğlağın en büyük zayıflı ğı kibirdir. Dünyayı savaştan, anarşi ve ahlaki çöküntüden kurtarmak isteyen insanlar hep bu burçta doğmuşlardır. Bir konuda kararı, ancak konuya uzmanca hakim olduğunda verir. İtiraza tahammül edemez. Başkalarının eleştirileri onu niye ilgilendirsin ki! Oğlak hava kirliliğine karşı savaşmak için her şeyi yapar.

Şüphesiz, bu bir abartıdır ve bir Oğlakla beraber yaşayan kişi onun yapısının “karanlık” yönünü tanımıştır: Oğlak hoşgörüsü olmayan biridir. Kendisine karşı çıkılmasına hiç katlanamaz. Onun zekâ ve mantığına hitap etmek daha akıllıca bir iştir. Eğer Oğlak hafifçe gülümsediyse, artık tehlikeli değildir.

O, alışkanlıkların insanıdır ve kendini en çok, katettiği yolda iyi hisseder. Güven dolu bir rutinlikte hissizleşip, hantal ve kuruntulu bir işkoliğe dönüşebilir. Toplumda nazik ve hoşsohbet biri olarak bilinir. Kendini hemen öne atmaz. Ona yaklaşmak kolay değildir, ancak onu bir arkadaş olarak kazandığınızda, Zodyak’taki tüm burçlar arasında daha güvenilir birini bulamazsınız.

Oğlak sabırlı ve çalışkan bir işçidir. Sınır tanımayan bir hırsı vardır. Belirlediği amaçlara ulaşmada gösterdiği sabır asla tükenmez: Karar verdiği her şeyi önceden düşünür, analiz eder ve ölçüp biçer. Ulaştıklarıyla uzun süre mutlu olamaz. Da ima daha fazla ve daha yukarı tırmanmak ister. Fikir zenginliği, girişimciliği ve olağanüstü yetenekleri sayesinde bir sanayi imparatoru ola bilir. Cazibesi ya da ilişkileriyle değil, eserleriyle başarılı olur.

KAYNAK:http://www.burclar.gen.tr





Yay Burcu

31 07 2007

burc9.gifYay Burcu (Sagittarius)
               23 Kasım – 21 Aralık

Yay, hayatı kimsenin sevmediği kadar sever ve gayretle ona kendi damgasını vurmaya çalışır. Orta karar başarılar ve geleneksel düşünüş, ona göre dehşet vericidir. Onun ihtiyacı, iyi bir yaşam ve yeni düşüncelerin keşfedilebileceği özgür bir ortamdır.

Yay insanları iyimser, canlı, atılgan, zeki ve rollerinden çok emindirler. Cesaretlerini kanıtlayabilecekleri her fırsatı değerlendirirler ve kendilerine yararlı olacağını düşündükleri insanlarla ilişki kurarlar. Yay umudunu, ünlü ve tüm dünyada takdir görmüş, sıradışı yetenekleri olan kişilere bağlar. Dünyadaki güçlü ve büyük kişilerin yaydığı ışıkla güneşlenir, başkalarının yaptığı işlerle

övünmekten çekinmez. Bazen, onun aslında hakkı olmayan bir nüfuza sahip olduğu iddia edilir. Bu burç bir yönetici olarak tanınır. Fakat davranış tarzı ve yapısı her zaman çok sempatik değildir.

Yay insanı, olağanüstü değişkendir. İster istemez Yayı etkileyen ve bir kuğuya ya da bir buluta dönüşebilen Jüpiter akla gelir. Daima yeni ülkeleri keşfetmek onun için çok caziptir. Merakı tatmin olduğunda, bu bölgeler onu artık pek ilgilendirmez.

Yayın bilinen kendine güveni; diğer insanlar üzerinde tıpkı bir kıvılcım etkisi yapar. Bu burç, tereddütlü arkadaşlıkları kayıtsızlıktan kurtarmayı bilir. Bu sırada birçok ceviz kıracaktır, ancak Yay bunu öyle hoş bir şekilde yapar ki cevizlerin sahibi bundan dolayı darılmaz. Yayı, yan-lış bir konuda kendini tehlikeye atmakla suçlarsanız, en iyi amaçlara sadece onun sahip olduğu konusun da kendini haklı göstermeye çalışacaktır…

Bir Yayla geçinmek öyle çok kolay değildir. Diğer yandan bu burç olmasaydı, Adem ve Havva’dan beri dünyada pek bir şey değişmezdi.

Acaba Yayın hayatı nasıl geçer? Her şey asi bir gençlik dönemiyle başlar. Yay her konuda erken olgunlaşmış biridir. Yeni deneyimler elde etmek ve eserleriyle sansasyon yaratmak için yanar tutuşur. Benzer şekilde girişimci Koçlardan farklı olarak, Yay daima hareketlerinin sonuçlarına katlanmaya hazırdır. Çok gelişmiş ve güçlü bir sorumluluk duygusuna sahiptir. Eğitimi için aldığı parayı, eğlence yerlerinde harcamış olan genç bir Yay, gelecek aya kadar parasızlık çekecektir. Babasının gelecek ay kendisine vereceği paradan avans istemeyecek kadar da gururludur.

Yay, aşağı yukarı 30-40 yaşları arasında bir yetişkin olacaktır. Rahat biri olacak, ona zaruri görünen konforla çevresini kuşatacak, prensip ve meziyetler geliştirecektir. Her şey iyi giderse; çevresindeki in sanları sarsılmaz bir başarı, hoşgörü ve asilikle yöneten biri olacaktır. Değişime çok fazla inanır. Gerekirse tüm ilke ve kuralları hiçe sayarak, bir günah çıkartma rahibi rolü sergileyebilir. Hemen hemen her Yay, materyalist olduğu hakkındaki tüm suçlamaları reddeder. Buna karşın ileri görüşlü, namuslu, liberal ve hoşgörülü olduğunu iddia edecek tir. Namus anlayışı daha iyiye götürme isteğine dayanır ve bu özelliğe gerçekten de sahiptir. Ancak kişiliğinin bu yönünü, sadece kendisiyle aynı görüş açısına sahip kimselere açar. Çünkü Yay, insanları üç gruba ayırır: “İyi” insanlar; kendisine son derece sadık olan ve her konuda tüm öğütlerini dinleyen iş arkadaşları ve dostlarıdır. “Kötü” insanlar; kendisinden farklı bir anlayışa sahip olan kişilerdir. Ayrıca daha abartılı olarak, Yay bu insanların “aptal” olduklarını düşünür. Aksi halde neden Yayın liderliğini kabul etmesinler ki? “Belli bir düşüncesi olmayan” insanlardan ise, ilk gruba katılmalarını bekler.

Yay, iş dünyası hakkındaki hükümleriyle tam bir isabet kaydeder, ama eğer duyguları ve özel yaşamı iş yaşamına karışırsa, işte o zaman sık sık hatalar yapmaya başlayacaktır. Bu burcun en büyük sorunların

dan biri de aynı anda birçok konuyla ilgilenmesidir. Daima eksen üzerinde olduğun için Yay doğal olarak yeni ve çok yönlü konularla yüzleşmek zorunda kalacaktır. Değişim arzusu onu, ilginç gibi görünen her iddiayı araştırmaya iter. Başarısızlık korkusu ya da girişimlerinin karaya oturması Yaya yabancı olduğu için sorunları genelde küçümser.

Detaylarla uğraşmakta sabırsız olduğundan, bu görevi başkalarına bırakır. Yayın zorluklardan kurtulma repertuarı oldukça geniştir. Sıkıntı ya düştüğünde zekâsı en yüksek düzeyde çalışır.

Yayı diğer burçlardan ayıran bir yeteneği vardır. İnsanları kendi ayakları üzerinde durdurmayı ve toplantılar organize etmeyi herkes ten daha iyi başarır. Kulüp ve firmaların kurucusudur. Zorluklarla severek başa çıkan Teraziden farklı olarak, kendini büyük gruplara entegre etmek Yayın amacıdır.

Yay, yalnızlıktan çok korkar ve bir şeyle meşgul olmadığında derin bunalımlara düşer. Onun için en iyi şey, kendini bir idealle beraber tanımlamaktır. Adalet için savaşacak ve tüm enerjisini başka insanlar için sarf edecek bir yapıdadır. İdealini paylaşmayan insanlar karşısında sevimsiz olacaktır.

KAYNAK:http://www.burclar.gen.tr





Akrep Burcu

31 07 2007

burc8.gifAkrep Burcu (Scorpion)
               24 Ekim – 22 Kasım

Klasik astrolojide Akrep burcu, kötülüğü, cehennem ve sadizmi, hırsızlık ve şiddeti temsil eder. Akrep insanı, kötü gülümsemesiyle insanları tahrik eden bir şeytan mıdır? Hayır, Akrep kesinlikle bir şeytan değildir, ama insanlara şeytanca hareketler yaptırabilecek özellikler taşır.

Akrep insanının etkisi altında olduğu yıldız Plüton’dur. Plüton bütün yıldızların tersine, güçlü insancıl içgüdülerin yıldızıdır. Akrep insanının hayatındaki en önemli güdü, tutkuların ateşidir. Duygularının kon trolünü elinde tuttuğu sürece, bunların içindeki enerjiyi yararlı bir amaç için kullanabilir. Ama duygularının kontrolünü kaybederse, zehrinin ulaşabileceği alandan hemen uzaklaşmalı. Akreplerin her zaman aşırılığa kaçmaları olasıdır. Hiçbir burç, hem iyi hem kötü işlerde böyle anlamlı başarılar elde etme yeteneğine sahip değildir.

Akrebin tutkulu olmasının kökleri cinselliğindedir. Akrebin, cinselliği en saf ve esaslı biçimde bedenine uyarladığı söylenir. Cinsel arzular onun el sürülmemiş gücünün sadece bir görünüşüdür. Bunu, modern psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un ortaya çıkardığı “Her insanın içinde az ya da çok bir güç vardır ve bu güç onun düşünce, his ve hareketlerini belirler” teorisinde de görebiliriz.

Saf, tamamen gelişmiş bir Akrep, Zodyak’ın en etkileyici burcudur. Söylendiği gibi Pablo Picasso böyle bir Akreptir. Yüzyılımızın bu büyük ressamı, herkesten fazla tutkularının efendisi ve kurbanıydı, hem şeytana tutulmuş hem de ruhaniydi.

Akrep erkeği çekilmez bir eştir. Gömlek değiştirir gibi sevgili değiştirir. Olgun Akreplerse, gerçeği bul ma yolunda bitmek bilmez isteklerle dolu, kendilerine ve diğer insanlara karşı umursamaz olurlar. Bu burçta birçok dahi doğmuştur.

Buna rağmen, Hitler’in Seytani propaganda bakanı Goebbels (o da Akreptir) hiç de böyle değildi. O, gelişmemiş Akrebin bir prototipi miydi? Şüphesiz Goebbels Akrep insanının temel özelliklerini taşıyordu: agresiflik, güç, kendine güven, keskin zekâ ve cesaret. En önemli özelliği otoriteye olan inancıydı. Gebbels’in, “Führer”i Hitler’e olan Tanrısal sevgisi, onu dünya tarihinin en büyük ve vicdansız liderlerinden biri yaptı. Böylece de kötü mesleklere giren Akreplerin yetenekleri üzerine resmî bir örnek oluşturdu.

Bu tanınmış Akrebin yaşam öyküsünden sonra, bu burcun karakterini biraz daha açalım.”İşin karmaşık yolu varken neden basit yolu seçeyim`?” sözü Akrebin hayatını anlatır. Burada da zekâ küpünün zehirli fikirlerini görüyoruz. Onlar için hayat, yanımızdan huzur ve barış içinde geçmesini seyredemeyeceğimiz kadar kısadır. Her şey paramparça da olsa o kendi halinden memnundur. Tartışmalar, kavgalar, zafer veya yenilgiler; bunların hepsi Akrebe göredir. Anlaşmak sizin hiç hoşunuza gitmez. Huzuru sadece değişim aradığınızda istersiniz.

Hayat, Akrep için bir deney sahasıdır, ama oyun bahçesi değildir. Yaptığınız her şeyi çok ciddiye alırsınız. Kesin sınırlarla çizilmiş bir amacınız vardır. Her şey bu amaca nasıl ulaşacağınız sorusu çevresinde döner. Yolunuza çıkan her şeyle savaşır ve mümkünse yok edersiniz. Başkalarının oyunlarını bozmayı, onların hile ve stratejilerini açığa çıkarmayı seversiniz. Hiç kimse sizi aldatamaz. Siz bütün sahtekâr ve yalancıları hemen farkedersiniz. İnsanın içini okuyan bakışlarınızın hedefi olan kişi, iç çamaşırlarıyla kalmış gibi olur. Oysa sizin kartlarınızı görmek çok az kişiye nasip olur. Birisi özel işlerinize burnunu sokmaya ve ya ruhunuza girmeye çalışırsa, çok şiddetli tepki verirsiniz. Bu sizin için hoş bir durum değildir. Böyle tutumlar Akrebi kibirli, egoist ve hesaplı olmaya zorlar.

Ama sizin için “sağlıklı” bir egoizm, zararlı bir şey değildir. Kendinizi yolundan döndürülemeyen bir bozkır kurdu gibi hissediyorsunuz. Eğer “yoldayken” kendinize ve diğer insanlara karşı duyarsız oluyorsanız, bu sizin görev anlayışınıza göre “iyi bir şeyin” kanıtıdır. Biraz şüpheli olan “amaç, araçları meşru kılar” sözüne göre hareket ediyorsunuz.

Ama kendinizi kandırmayın. Kendinden çok emin görünen Akrepte bile kibir ve benmerkezcilik, duygulu bir kalbi saklamak için bir örtüdür. Bütün insanlar gibi Akrep de sevilmek ister. Bağımsızlığına düşkün olsa bile yalnızlıktan acı çeker. Şiddetli bir şekilde bireysel özgürlüğü savunsa da bu sadece kendi yalnızlığını saklamak içindir. Akrep, kimsenin onun gibi bağımsız bir yaratığı sevmeyeceğinden öyle emindir ki bu yöndeki bütün iddiaları şüpheyle karşılar. Bunun yanında Akrepler gerçekten sevildiklerini hissederlerse, en tutkulu ve güçlü âşıklar olacaklardır. Kimse kalbini sizin gibi konuşturamaz.

Bu sert kabuğunun altında yumuşak bir öz mü saklıdır? En azından olgun, gelişmiş Akreplerde bu durum geçerlidir. Zayıflık olarak görülmemesi gereken duygusallığının yanında soylu bir karakteri de vardır. Siz Akrep olarak, inatçı yapınızla daha zayıf insanlara güç veren tipte bir erkeksiniz, tipik bir “aşk çöpçüsü” sünüz.. Bütün dost ve tanıdıklarınız duygusal problemlerini size anlatırlar, hatta bazen istediğinizden de fazla. Herkes sizden kurtarıcı rolü nü oynamanızı ister. Oysa siz bu role çok zor katlanırsınız. En iyisi siz bu “hobi” nizden bir meslek yaratın ve psikiyatr veya psikolog olun. Akrep insanlarının, dostlarının problemlerine gösterdikleri anlayışın sebebi kendilerinin de cennet ve cehennemden geçmiş olmalarıdır. Hatalarınızı bilme özelliğiniz size acı verebilir.

Tekrar gelişmemiş Akrep türüne dönelim. Bu kişi son derece bencildir. Böyle bir Akrep, amacına ulaşmak için her şeyi yapar ve bunu ya parken hiç düşünmez. Gaddar ve sadist olabilir, ona yapılan bir haksızlığı asla unutmaz. İntikam hırsı, düşmanını uçuruma itmek için en karı şık entrikaları hazırlama gücü verir Burada da maalesef hileci, katil ruhlu Akrebi açıkça görürüz.

Günlük hayatta Akrep insanlarıyla kolay kolay birlikte yaşanmaz, özellikle evlilikte. Buna rağmen onlarda güçlü, güvenilir, gerçekçi bir kişilik vardır. Akrepler her konuda başarılı olabilirler. Başka hiçbir burçta bu kadar çeşitli işler yapan insanlar yoktur. Başarılı sporcular, öncü bilim adamları ve dahi sanatçıların çoğu Akrep burcundandır. Evet, beceriksiz olmakla birlikte yaratıcılıkları, onları sanatçılığa yöneltiyor. Hayat, Akrep insanına bizim anlama sınırlarımızı aşan şeylerle uğraşma yetisi vermiştir. Buradan Hz. Muhammed ve Martin Luther gibi büyük din liderlerinin Akrep burcunda doğmalarının bir rastlantı olmadığı görülür.

KAYNAK:http://www.burclar.gen.tr





Terazi Burcu

31 07 2007

burc7.gifTerazi Burcu (Libra)
               23 Eylül – 23 Ekim

Terazi burcunun, dengeli insanları temsil etmediğine kim inanır? Aynı zamanda bunun terside doğrudur. İki kefesi olan teraziyi göz önüne getirdiğimizde bu burçta doğanların yapısını tam olarak anlayabiliriz. Tıpkı bir hukukçunun bağlı gözlerle iki terazi kefesini dengeye getirmeye çalışması gibi, Terazi insanı da sezgisel olarak adalet için çabalar. Bir çelişkiden kurtulup diğerine düşmesi, terazi prensibini temsil eder: Denge, ancak kefelerin salınması durduğunda oluşur. Astroloji, onların karmaşa ve çelişki dolu yapılarını, Zodyak’ta terazi pozisyonuyla anlatır. Bu, yedinci burçtur ve rivayete göre insanlığın iki ayrı cinse doğru değişimin vücut bulmasına ithaf edilmiştir. Bu dengeli insanın iyi huylu, cazibeli, sempatik, nazik, hoşgörülü, akıllı, çalışkan, sabırlı ideal portresi çok çabuk kavgacı, asık suratlı, inatçı, tembel, boşboğaz, ve sabırsız olan tersine dönüşebilir. Bu değişim için, yanlış bir kelime, yanlış bir insanın varlığı yeter.Terazi insanları içlerinde derin bir çelişki yaşarlar. Çevrelerinden çok şey beklerler, hatta sadece yakın çevrelerinden de değil. Terazi insanı bundan dolayı acı çeker. Tıbbi olarak söylenirse bunlar mide ağrılarıdır ve her seferinde, adaletsizliği herkesi hayrete düşürür. Uyum için çabası nerede kaldı!Yine de Terazinin tartışmaya ihtiyacı vardır, kasten sebepsiz kavgalar çıkarır. Konu hiç fark etmez. Köy yaşamının tüm avantajları övülse de bunlara karşı gelecektir. Genellemeler ona çok terstir. Bu onu kavgaya davet etmektir.Kişisel tartışmalardan çekinir. Sinir sistemi bunun için çok zayıftır. Sanatsal kavgalarda tarafsız kalmaya çalışır. Bu tartışmayı gerekli kararlılıkla sürdüremez ve sonuçta uzlaşma sağlamaya çalışır. Belirgin olarak zıt bakış açılarını uzlaştırma, ortasını bulma ve barışı sağlama yeteneği ona tekrar hainlik, yüzeysellik ve ilkesizlik getirir. Bu, sadece herkes tarafından sevilmek için, dizginleyemediği arzusundan kaynaklanır. Bu sevgi olduğu sürece düşünce ayrılıklarından kaçınmaya hazırdır.Bir yandan gerçekler ve adalet için çabası, diğer yandan bunların başkaları tarafından tasvip edilebilir olması, onun karar vermesini zorlaştırır. Bütün olasılıkları dikkate alır ve bunları ölçüp biçer, ta ki karar vermesi için olaylar onu zorlayıncaya kadar. Hayret verici bir çabayla, kararlı olmadığını inkar edecektir. Çabuk karar verme konusunda da direngendir. Bir kararın tüm sonuçlarını önceden düşünmek için kendine zaman ayırmayan uçarı insanlardan nefret eder.Uyum için çabaları, sanata ve tüm güzelliklere yakınlığını gösterir. Sonuçta Terazi, tüm güzelliklerin gezegeni olan Venüs tarafından yönetilmektedir. Terazi insanı tüm ortamlarda çağdaş bir zevke sahiptir. Gösterişli bir şekilde giyinir ve ekzantrik olmasını gerektirmeyecek doğal bir zarafetle hareket eder. Gözlerindeki gülüş hiç donmaz. Güzel ve rahat evini zevkli bir şekilde döşeyeceği, değerli tablolara, klasik antika parçalara ve moda aksesuarlarına sahip olmak için çabalar. Nelerin birbirine uyduğu konusunda iyi bir zevki vardır. Evine manevi bir gözle bakar. Planlar ve sınırlar onun için dehşet verici bir şeydir, tıpkı saf fonksiyonellik gibi.Terazi çevresini seve seve kitaplarla doldurur. Ancak okuyacağı için değil. Okuması için basit bir cep kitabı yeterlidir. Arada bir, iddialı bir edebi eseri de okuyabilir, ama en çok aşk romanları okur ve renkli dergileri karıştırır.Terazi insanları hayalci midir? Tekrar açık bir evet ve aynı zamanda hayır. Çoğu zamanlarını hayal dünyasında geçirmeyi sevdikleri için inisiyatif kullanmaktan nefret ettikleri doğrudur. Bir hata yapabilirler! Güçlü bir rüzgar yüzlerine çarptığında hemen güvenilir bir limana koşarlar. Sonra da uzun sükunet anlarını kendilerinden esirgemezler ve kendilerine gerekli yakıtı depolamaya çalışırlar. Çevresindeki olumsuz olayları hemen fark ederler, bunların sonuçlarına uzun süre katlanmayı reddeder, ta ki tutkuları büyüyünceye kadar. Sonra aniden büyük bir enerjiyle patlar ve bu, kendilerini de şaşırtır. Kendi isteğiyle problemleri çözer ve sükunet anında uyumaya bıraktıkları ev, iş, arkadaşlık gibi tüm konuları tekrar ele alırlar. Ve yine bir öyle, bir böyle huyuyla çevresinden taleplerde bulunur.Terazi iyi bir ev sahibidir. İyi yemek yapmak onun işidir. İlgi alanı, günlük yaşamın küçük olaylarından, politik konulara kadar uzanır. İnsanları bir araya getirmek ona zevk verir. Birkaç dakika içinde samimi bir atmosfer yaratmayı başarır. Dinleyecektir, ama yine de sohbet ettiği kişiyle hemen derin arkadaşlık kurmayacaktır. “Arkadaşlar” onun için önemlidir, özellikle de yalnız kalmamayı garantilemek için. Arkadaşlıklarında kişiliğini korumayı başardığından, çevresini ihtiyacına göre değiştirmek ona zor gelmez. Aşk ilişkileri daha farklıdır. Onlara kendini tümüyle gösterir.

KAYNAK:http://www.burclar.gen.tr





Başak Burcu

31 07 2007

burc6.gifBaşak Burcu (Virgo)
           24 Ağustos – 22 Eylül

Kendinizi müzede gibi hissettiğiniz bir evdeyseniz ve orada kalemler yazı masasının kenarına paralel yerleştirilip, kitaplar büyüklük sırasına göre dizilmişse ve ortam desintan kokuyorsa, hiç şüphe yok ki evin sahibi Başak burcunda doğmuştur. Aklın gezegeni Merkür tarafından yönetilen Başağı, dış çevresi ve ruhsal durumundaki karmaşa kadar rahatsız eden bir şey yoktur. ,Zodyak’ ın altınca burcu olan Başağın en önemli özelliği akıllı olması ve doğruyu yanlıştan ayırabilme yeteneğinin olmasıdır. Bu burçta doğanlar dikkatlidirler, ölçüp biçerler, düşünürler, karşılaştırırlar ve ondan sonra karar verirler. Her şeyi dikkatli bir şekilde analiz ettikleri için, uygun olmayan şeyleri hemen anlayıp, onu en hızlı bir şekilde “düzeltmeye” çalışırlar. Sözünü ettiğimiz bu özellikler, Başağı titizlik delisi gibi gösterebilir. Diğer yandan Başak insanlarına, dürüstlük ve samimiyete dayalı büyük özen göstermek gerekir.

Başağın ayakları sımsıkı yere basar zaten onu etkileyen madde topraktır. Zodyak’ ın problemli üyeleri, özellikle birine dayanma ihtiyacı duyan Yengeç için, Başak huzur ve güven kaynağıdır. Bazı insanların aklını başından alan ve akılca hareketlerin imkânsız olduğu düşünülen durumlar, Başağı şaşkına çevirmez. Verilmesi gereken kararları, bilgisayar kadar güvenilir ve doğru verebilir. Doktorluk veya hemşirelik gibi çabuk ve doğru karar vermenin bir insanın yaşamanı kurtardığı mesleklerde bu burçtan insanların bulunmasına şaşırmamak gerekir. Başak, devamlı mızmızlanan müşterilerin sayısız şikâyetleriyle uğraşması gereken bir otel müdürü olarak da sakinliğini korur ve gerekeni yapar.

Buraya kadar söylediklerimizi bir sonuca bağlarsak; Başak, karmaşık olmayan ve belki biraz tek yönlü bir burç gibi gözüküyor. Farklı bir ruh sal yönü yok gibidir. Ama peşin hükümlerden kaçının. Çünkü Başak burcunun tüm karakterini henüz ele almadık. Merkür’ün çocukları olan Başaklar, çok “akıllı”dırlar, asla sıradan veya soğuk değildirler. Duygusal anlarda nadiren tepkî göstermeleri onların duygusuz olduklarını göstermez. Çok duygulu ve şefkatlidirler ama sevdikleri insanlara yeterli ilgiyi göstermezler. Başak insanları zayıf noktalarını tümüyle bildikleri için kendinden şüphe etmeye meyillidirler. Ama şüpheleri, varlıklarının manevi temelini sarsacak kadar ileri gitmez. Bunun için toprak unsuruna kök salmışcasına bağlıdırlar. Başaklar bu dünyada yer edinme konusun da kendilerinden şüphe ederler. Bundan dolayı daha önceden yaptıklarını koruma ve güvensizliklerini giderme çabaları vardır. Başakların kutsal kitabı takvimleridir. Buna en önemsiz anları bile işaretleyeceklerdir. Ama kader planlanamadığı için bu dünyada en uyanık Başağın bile tahmin edemeyeceği şeyler olur. Bir kaos içine düşme korkusu yüzünden bazı Başaklar aşırı hareketlere eğilimlidirler. Hayat planlarını öyle abartırlar ki her coşku ve heyecan daha doğmadan yok edilir. Etraflarına koruyucu bir duvar örerler ve sonra da hapisteymiş gibi yaşadıklarından şikâyet ederler.

Başakların göze çarpan başka bir özelliği de kendilerine çok dikkat etmeleridir. Bu, başka burçların sinirine dokunabilir, örneğin Başağın yatak odasındaki büyük aynanın önün de sivilce ve deri bozuklukları ile uğraşmaları gibi… Başak erkekleri için saç dökülmesi en büyük talihsizliktir. Her sabah şakaklarındaki boşluğun büyüyüp büyümediğini kontrol ederler.

Aşırı dikkatlilik, Başaklarda sadece dış görünüşte kalmaz. Bu burcun üyeleri iç dünyalarını da acımasızca incelerler. Kendilerinin ve diğerlerinin zayıf noktalarını görürler. Başak tarafından yapılacak bir eleştiri, karşı taraf için acı verici olabilir. Ama bunun içinde bir parça gerçeklik de her zaman vardır.

Başaklar, büyük iddialar ve gerçekler arasındaki çelişkiyi hemen fark ederler. Bu yüzden gerçekten sakin ve keyifli olduğu anlar çok nadirdir. O her olayı çok ciddiye alır. Ufak bir alay, kaba bir söz karşısın da Başak köşesine çekilir ve görünmez olur. Başkalarını cesaretlendirdiği konuları kendisi yapamaz. Alaylı sözleri yanlış anlar. Zayıf noktalarına rağmen Başağın ölçülü ve güvenilir bir karakteri vardır. Bu arada sakin görünüşünün altında bastırılmış olan kuşku ve güvensizlik, bir gün patlayabilir. Bir örnek vermek gerekirse: Bu, tıpkı yüzyıllarca durulan bir volkan gibidir, volkan bir gün hiç belirti göstermeden patlar ve parıltılı ateşiyle çevresindeki her şeyi felakete sürükler. Başaklar patladıklarında, astroloji “vahşi Başaklar”dan bahseder. Yanındakilere 180 derecelik dönüşleri kavramak zor gelir, çünkü bu burcun karakteri ne tamamen zıt durumdadırlar. Sadece Başak çift karakterli değildir, İkizler, Yay, Balık gibi burçlar da öyledir. Bir öğüt: Başak kontrolünü kaybederse, onu kendi haline bırakın. Böyle değişimler “vahşi Başak”ta tam bir fırtına etkisi yaratır. Yine de bu durum, Başak insanlarının her endişe ve sorunu içlerine atmaları ve sonradan değişik “psikomatik” hastalıklardan acı çekmelerinden iyidir. Başak, fiziksel sebeplerden çok, duygusal sebeplerden oluşan hastalıklara karşı özellikle duyarlıdır. Ancak başka insanlara yardım edebiliyorsa kendi acılarını “unutur”. Başkalarının sorunlarını çözerken kendi problemlerinin üstesinden gelir. Yardım işlerindeki görevlilerin çoğunun Başak burcun dan olmaları bu nedenledir.

Sorunlu özelliklerden söz açılmışken, Başaklar haylazlık etmeyi severler. İnsanlığın geri kalanından farklı olduklarını düşündükleri için korkunç züppe olabilirler. “Güçsüz” buldukları insanların sorunlarına burunlarını sokarlar. Eğer kişiliğinin vahşi ve aşırı titiz yanlarını göz ardı edersek Başaklar güvenilir, çalışkan, dikkatli, akıllı ve temelci insanlardır. Aileleri ve dostlarıyla yakından ilgilenirler. Yanına yaklaşılması kolay insanlardır. Bir sanat eleştirmeni olarak, zevkleri ve kaliteyi fark etme yetenekleri vardır. Bu onları sanat eseri ve antika kolleksiyonculuğunun ustası yapar, özellikle de bu pahalı hobiyi olası kılacak bir işleri varsa. Eşyaları dik katli kullanmayı bilirler, onlara bir şeyi ödünç verirseniz, aynı şekilde geri alacağınızdan emin olabilirsiniz. Bunun dışında; onları yöneten akılcı Merkür, bir bardak şarapla çakır keyif olmalarını sağlar. O zaman biraz katı olan Başaklardan, kendileriyle bile dalga geçebilen esprili hikâyeciler çıkar.

Son olarak, özellikle yaşlı Başak insanlarını ilgilendiren bir konuya değinmeliyiz. Başaklar düzenli yaşam anlayışlarından dolayı uzun yıllar yaşarlar. Yalnız kalmayı tercih ederler. Başak insanları gençken bile parti çılgını değildirler. Arka planda olmayı severler, sadece saygı değer başarılarla göze batmayı isterler. Kendilerine ihtiyaç duyulduğunu bilmek, iş ve aile yaşamlarına anlam katar. Çocukları evden ayrılıp hayat arkadaşlarına kaybettiklerin de yalnızlaşırlar. Her şeye rağmen Başak insanlarının birçok kültürel ilgi alanları vardır, okurlar, müzik dinlerler, çok yaşlanmamışlarsa tiyatroya veya konsere giderler. Kitap ve müzik onlar için çok önemli olmasına rağmen, insan ilişkileri ve sıcaklığının yerini dolduramazlar.

Özellikle Başak insanları yaşlanınca sabit fikirli ve hareketsiz olurlar. Gençler bundan korkmamalı ve bu muhafazakâr görünüşün altında sadece güvensizliğin yattığına düşünmelidirler. “Yaşlılar”‘ ın ne dediğini dinlemeliler. Başak erkeklerinîn hikâyeleri özellikle hoştur, çünkü eşsiz bir hafızaları vardır.

KAYNAK:http://www.burclar.gen.tr