Okyanustaki Gri Balinalar Küresel Isınma Yüzünden Zayıfladı!

16 08 2007

balina.jpg

Sevgili gri balina öncelikle bizimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Sizleri tanımayanlar için ilk sorum şu olacak: Siz ve diğer arkadaşlarınız nerede yaşıyorsunuz?
Büyük okyanuslarda yaşıyoruz. Yaşadığımız yeri elbette seviyoruz. Bizim için büyük keyif. Ama maalesef yine bazı sıkıntılar çıkmıyor değil, elbette. Gördüğünüz gibi iyice zayıf düştüm, sanki gün geçtikçe eriyorum. Üstelik diyet yapmadan bu hale geldim.

 
Sahi ne gibi sıkıntılar yaşıyorsunuz?
En büyük sıkıntımız küresel ısınmanın okyanuslarda hissedilmeye başlaması. Mesela biz bu yüzden, daha geç göç etmek istiyoruz. Eskisi gibi kuzey taraflarda uzaklara da gidemiyoruz. Hem sonra beslenme alanlarımız da epey zarar görmüş durumda. Bu yüzden de karınlarımızı yeterince doyuramıyoruz.

 
Peki, nüfusunuz bundan etkilendi mi?
Elbette. Artık daha az yavrulamak istiyoruz. Çünkü, çocuklarımızın böyle bir dünyada, pardon okyanusta yaşamalarını istemiyoruz.

 
Peki bir umudunuz yok mu?
Biz gri balinalar biliyorsunuz, bir kaç milyon yıldan beri yaşayan hayvanlarız. Dedelerimizin soyunu devam ettirmek istiyoruz ve okyanuslardaki eski mutlu yaşantımızı geri kazanmak istiyoruz. Ama tabi, bu biraz da insanlara bağlı bir durum. Keşke bütün insanlar küresel ısınma için üzerlerine düşen görevleri yerine getirse. Yine insanlarla birlikte mutlu bir şekilde yaşayabilsek, diyorum.





KÜRESEL ISINMA

31 07 2007

Dünya buzul çagina mi dönecek?Küresel isinmanin ortaya çikarabilecegi sonuçlar üzerinde yapilan çalismalarda,bunun uzun vadede dünyanin yeni bir buzul çagina girmesi ile sonuçlanabilecegi söyleniyor. Önce akillarda olusan su sorunun cevabini vermek gerekiyor: “Küresel isinma nasil oluyor da bir buzul çaginin tetikleyicisi haline geliyor? ” Isinma ve buzul çaginin görece zitligina ragmen, bu konu hakkinda bilim adamlarinin yaptigi açiklamalar son derece ikna edici.Dünyanin farkli bölgelerindeki, farkli iklim kosullarinin olusmasinda Kuzey Atlantik’tan geçen Gulf Stream sicak su akintisi son derece etkili oluyor.
Gulf Stream, Kuzey Atlantik’i isitiyor. Karalari isitirken soguyan tuzlu su, yogunlasarak okyanusun derinliklerine daliyor. Bu hareket, dünyanin bütün okyanuslarindaki su akintilarina etki ediyor.Küresel isinmayla beraber, Kuzey Kutbu’ndaki buz kütlelerinin erimesiyle ortaya çikan ve okyanusa akan tatli su, küresel akintiya karisiyor. Soguk tatli su yüzeyde kaldigindan, Gulf Stream’i sogutarak kesintiye ugratiyor. Bu da küresel okyanus akintisinin bu noktada kesintiye ugramasina neden oluyor. Bu durum ise iklimin, soguma yönünde hizli bir degisime ugramasi sonucunu ortaya çikariyor. Bu sicak su akintisinin tamamen kesilmesi durumunda, Avrupa ve Kuzey Amerika’da sicakliklarin 30 yil içinde 5 derece düsecegi öngörülüyor. Bu hizli soguma ise, bazi yorumlara göre yeni bir buzul çaginin baslamasini tetikleyen önemli bir etken olarak dünyanin karsisinda duruyor.Yaptigi arastirmalarla BM’nin küresel isinma konusundaki arastirmalarina destek veren Çanakkale ün. Fen Fak. Cografya bölüm baskani Doç Dr. Murat Türkes, dünyanin 1000 yillik tarihine bakildiginda, hiçbir dönemde son 100 yilda görülen global isinma oranina restlanmadigini söylerken, bunun tek nedeninin insan faktörü oldugunu söylüyor.

“Yarindan Sonra” filmindeki gibi bir duruma rastlanma ihtimali çok zor. Ama bu, böyle bir ilerleme olmayacak anlamina gelmiyor. Bu tip deniz ilerlemeleri 50-100 yillik süreçlerde gerçeklesebilir. Zaten isin kaotik, ön görülemeyen yani da burasi. Sadece gözlemlere dayanilarak, 20. yy.’da okyanuslarin 20 cm. yükseldigini söyleyebiliriz. Ama bundan emin olamayiz. Yani küresel isinmainin birbirini tetikleyen sonuçlarinin ne hizda ve boyutta ortaya çikacagini kesin bir dille söyleyebilmenin imkani yok.”

Basa dön

Son 15 yil felaketin habercisi

Doç Dr. Murat Türkes (Çanakkale ün. Fen Fak. Cografya bölüm baskani) ile 28.02.2005 tarihinde Tempo dergisinde yayinlanan röportajdan alinmistir.

20. yy.’da küresel ortalama yüzey sicakligi yaklasik 0,8 derece artti.Bu, bilinen bir gerçek. Çok daha önemli olan, bu artis bundan 10 yil önce beklenen artistan çok daha fazla. Ayrica, küresel olarak 1990’lar yüzyil içindeki en sicak 10 yil oldu. 1998, 0,58 derecelik artis ile en sicak yil oldu. Yapilan arastirmalar gösteriyor ki, bu gözlenen artis içinde gece sicakliklarindaki artis orani gündüz sicaklik artislarinin iki kati. Yani gecelerimiz gündüzlerimizden iki kat daha fazla isindi. Son iki yildaysa bu artis hizi çok daha kuvvetlenmis durumda.

Küresel sicaklik artisi, yagis ve buharlasma durumunu da olumsuz yönde etkiliyor. Yagis, Kuzey yarimküre’nin orta ve yüksek enlem bölgelerinde her 10 yilda bir %10 artarken; içinde Dogu Karadeniz havzasi’nin da bulundugu Türkiye’de, her 10 yilda yüzde 3 oraninda azalmis durumda.

Tüm bu gercekler göz önüne alindiginda, atmosfere birakilan sera gazlarinin kontroli esasina dayanan Kyoto protokolünün tüm kurallari hemen bugün isletilmeye baslansa bile, olumlu sonuclarinin bir anda görmenin imkani yok. Çünkü atmosfere birakilan bu gazlarin abzorbe edilmesi için gereken süre 50 ile 200 yil arasinda degisiyor. Ancak tüm dinyadaki sera gazlari saliniminin yüzde 25’ini ABD’nin gerçeklestirdigi düsünülürse, bunun ne kadar geri dönülmez bir durumda oldugu net bir sekilde ortaya çikiyor.

HYPERLINK “http://www.atamihotel.com/” \l “top”HYPERLINK “http://www.atamihotel.com/” \l “top”Basa dön

Türkiye’nin yakin gelecegi
Kuzey Afrika

Son 70 senede ortalama sicakliklar 2,5 derece artarken, yagis miktari her 10 senede %3 oraninda azaldi. Kutuplardaki buzullarin erimesiyle ortaya çikan deniz seviyesindeki yükselme, 70 yillik süreç içinde, iç tarafi denizlerle çevrili olan Türkiye’nin sular arltinda kalmasina neden olabilir.

Dünyada ortalama hava sicakligi son 100 yilda 0,8 derece artmis durumda. Bu artisin 2070 yilina kadar 1,4 dereceye çikmasi bekleniyor. Bu artis, Kuzey Kutbu’ndaki tüm buzullarin erimesi anlamina geliyor.

Türkiye’de ise sicakliklar son 70 yilda 2,5 derece artmis durumda. Bu sicaklik artisinin devam etmesi durumunda, ülkenin gelecegi Kuzey Afrika’da görülen iklim tiplerine benzeyecek. Yagis, Kuzey Yarimküre’nin orta ve yüksek enlem bölgelerinde her 10 yilda bir % 10 artarken, içinde Türkiye’nin bulundugu Dogu Akdeniz Havzasi’nda ve subtropikal karalarin önemli bölgelerinde ise her 10 yilda %3 oraninda azaliyor. Bu azalmaya bagli olarak, yakin bir gelecekte topraktaki nem orani düserken, tarim alanlari bu kayipla dogru orantili olarak ve hizli bir vermlilik kaybetme sürecine girecek. Küresel isinmaya bagli olarak bazi bölgelerde 8o cm.’lik seviye artislari, Türkiye’yi de vuracak. Önemli turizm yatirimlarinin yapildigi kiyi bölgeleri, önümüzdeki 50 yil içinde sular altinda kalma tehlikesiyle karsi karsiya.